Pages

Aaa Duydunuz mu? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aaa Duydunuz mu? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2013 Perşembe

Sosyal Medya ve Tatilin Buluştuğu Son Nokta

Geçtiğimiz sene Facebook temalı gece klubü açıldığını yazmıştım."Sosyal Medya Çılgınlığı" artık bir klişe olsa da şimdi bahsedeceğim haber gerçekten hafiften çılgın olmuş.

İspanya'nın meşhur adalarından Majorca'da artık Twitter temalı bir otel var;  
@SolWaveHouse

Tatilde tweet atmayı tercih edenlerdenseniz bu otel tam size göre. Otelde Twitter Parti Suitlerinden, Twitter temalı partilere kadar mavi-beyaz konsepti bolca uygulanmış. Resepsiyonu arayıp da isteyecekleriniz varsa hiç zahmet etmeyin. Tweet atmanız yeterli olacak :) Odanızdaki minibar mı boşaldı? #FillMyFridge yazın hemen gerekeni yapsınlar.


Aslında otelin normal bir otelden pek de farkı yok. Twitter'ı kullanmadan da rahatlıkla güzel vakit geçirebileceğiniz bir yaz oteli. Ayrıca, Sol Wave House'un oluşturduğu #SocialWave etiketi de tatilde yeni arkadaşlıklar edinmek isteyenlere kolaylık tanıyor. Bu etiket aracılığıyla otelde konaklayanlar birbirleriyle tanışma fırsatı buluyor.

Yakında bir de Instagram temalı bir tesis açılmasını bekliyorum :) Neden olmasın?




14 Ocak 2011 Cuma

Hayatın İçindeki Teşhir Salonu "Blogger's Base"

Cafe, konser salonu, toplantı odası,ofis ve ev...Blogger's Base kendini tanımlarken tüm mekan içeriklerini kullanıyor. Blogger'lara özel bir mekan gibi görünse de kapıları yaratıcılığı destekleyen, fark yaratmayı seven, yaratanları daha çok seven, yenilikçi,ruhu ve zihni özgür bırakmak isteyen herkese açık. Renkli ve farklı atmosferi ilk bakışta dikkat çekiyor. Hem iş hem eğlence hem de sanatsal sebeplerden ziyareti hak eden bir oluşum. Galata'da olması da ayrıca güzel.İçerisinde Cafe Nero ve 75 kişilik bir konser salonu bulunan bu sıradışı mekanın daha detaylı sunumunu aşağıda izleyebilirsiniz.

23 Temmuz 2010 Cuma

Bugün Başıma Gelenler

Bugün evde bilgisayar başında dalmışım. Açık balkon kapısından birisinin "ev sahibi burada mı?" diye seslendiğini duydum. Biz müstakil evlerden oluşan bir sitede oturuyoruz. Her evin kendi bahçe kapısı var ama geceleri gelen gezici güvenlik görevlisi ve güvenlik kameraları dışında tek bir kapıdan kontrol edilebilen bir güvenlik sistemi yok. Neyse yani bu bana seslenen çocukcagız(!) da elini kolunu sallayarak girmiş siteye. Balkondan bana seslendigini duyunca içerden şöyle dönüp bir baktım. 20 li yaşların başında, sıcaktan bunalmış bir genç görünce elektrik,su vs gibi birşey için geldi sandım.

- "Buyrun" dedim.

- "Anneniz evde mi ?"

- "Ben yardımcı olayım"

- "Ev sahibi misiniz?"

- "Evet" dedim ve dememle hikaye başladı. Omzuna çapraz taktığı çantasından üzerinde çiçek ve bitki resimlerinin oldugu Linx marka gayet dandik bir karton ambalaj çıkardı. Ve başladı anlatmaya;

"Biz bir şampuan tanıtımı yapıyoruz.Maranki'nin formülünü oluşturdugu bir şampuan.1 Agustos'dan itibaren ezcanelerde satılaca. Doğuş Çay benim gibi öğrencilere burs verdi. Ve bursun karşılığında biz de onlar adına bu dağıtımı yapıyoruz. Bu şampuan kepeklenmeye, saç dökülmesine, cilt kuruluğuna, yağlanmaya iyi geliyor. Hatta vücudunuzda yağlanma olan bölgeye sürüp 10 dk bekletiyorsunuz. Sonra yıkadıgınızda o bölgeyi de zayıflatıyor" dedi.

Tabii ben şaşkınlıkla bir şampuanın bu kadar şeye aynı anda nasıl iyi geldiğini düşünürken çocuk konuşmaya devam etti. Zaten o kadar hızlı konuşuyordu ki takip etmekte zorlandım ama işin nereye varacagını merak ettiğimden durdurmadım.

Devam etti...

"Ayrıca, bu şampuan kutularında hediye kazanma şansınız da var. Kutulardan cep telefonu, yarım altın ve epilasyon cihazı çıkabilir. Yalnız şunu belirtmem gerekir. Eğer kutunuzdan hediye çıkarsa bu dagıtımı yapan biz öğrencilere yardım maksatlı 50 tl bağışta bulunmanız gerekiyor"

Hmmm..İşte başladık dedim içimden ama hiç ses etmedim.

-"Tamam açın lutfen kutuyu" dedim ve bunu dedigim anda kutunun icinden epilasyon cihazı cıkacagını tahmin ettim. Cunku en az ederi olan hediye oydu.

Tataaaaamm...Kutu açıldı ve ben o Braun çakması Bravun marka epilasyon cihazını kazanmış oldum. Yüzümde pis bir sırıtmayla çocuğun "işte kazandınız, çok şanslısınız" gibi gazlamalarını dinlemeye koyuldum. Sonra cocuga bir kaç soru sordum. Cevap verirken hafiften bir laubalilik hissettim. Zaten anneniz evde mi demesinden benim küçük oldugumu zannetigini anlamıştım. Hemen çocuga hafif bir uyarı geçip, yaşımın sandıgı kadar kucuk olmadıgını ve tanıtım gibi konularda profesyonel anlamda bilgi sahibi oldugumu açıkladım.

Hemen dağıtım ve tanıtım için izin kağıtlarını istedim. Bana vergi levhası fotokopisi çıkardı. Doğuş Cay'ı arayıp sorsam bu dagıtımdan haberleri var mı dedim. Aslında biz bursumuzu Doğuş Çay'dan aldık ama dagıtımı Efsane Kozmetik adına yapıyoruz dedi. Hemen onumde açık olan bilgisayarımdan bir arama yaptım. Çıkan ilk sayfada Efsane Dolandırıcılık haberine rastladım. Başından beri olanlar tıpkı haberde anlatıldıgı gibiydi.

Çocuk ben bu habere bakarken çantaşından bir makbuz çıkarttı. Tıpkı haberdeki fotografdaki makbuz gibiydi:) Uzerinde yazanlar dahil hersey aynıydı.Başka Efsane Kozmetik'dir dedi. O zaman web sayfanızı ver dedim. Verdigi saçma adres açılmadı tabi ki.Ayak üstü hiç tahmin etmediği soruları sorup, yaptığının yanlışlığını anlatıp (tabi anladıysa)postaladım çocugu. Her ne kadar bu vermediğim 50 liranın onun ödemesinden kesileceğini söylese de o kadar çok desteksiz yalan attı ki vicdanım zerre kadar etkilenmedi.

Hemen akabinde Doğuş Çay'ı arayıp konuyu anlattım. İlk vaka değilmişim tabi ki. İletişim bilgilerimi ve olayla ilgili bazı bilgileri aldılar benden.O anda nasıl olduysa polisi arayamadım. Sanırım biraz yalnız olmamın verdigi endişeden biraz da şaşkınlıktan arayamadım.

Bu kadar ugraşıp kapı kapı milleti dolandırana kadar, aynı emeği yasal bir iş için harcasalar eminim çok daha fazlasını kazanırlar. Ama zihniyet ve ahlak meselesi işte...

Bu olayı mümkün oldugunca cevrenizdekilerle paylaşın lütfen.

Sevgiler,

15 Haziran 2010 Salı

Sinsi Pazarlamacı Kızlar


Vuvuzelası ve golleriyle gündemimizi hayli meşgul eden dünya olayı Dünya Kupası hızla devam ediyor. Dürüst olmak gerekirse vuvuzela vızıltısı haberleri haricinde benim gündemimi pek meşgul etmiyor:)Fakat Dünya Kupası dahilinde başka bir haber dikkatimi çekti. Seyircilerden 36 kişi FİFA nın şikayeti üzerine Güney Afrika polisi tarafından sorguya çekilmiş. 36 kişinin hepsi de Hollandalı hatun kişi:) Kusura bakmayın böyle gülüyorum ama garip değil mi? Aslında geri kalanı daha da garip. Bu kızların suçları, Hollanda-Danimarka maçında hepsinin turuncu mini elbise giyerek tezahurat yapması. Küfür yok,hakaret yok. Sadece turuncu mini elbiseleri var. Efendim bu Fifa bu kızların "sinsi pazarlama"(ambush marketing) yaptıgını iddia ederek suç duyurusunda bulunmuş ve Guney Afrika sınırlarında da sinsi pazarlama yapmak yasadışıymış.Pazarladıkları iddia edilen şey ise ünlü Dutch birası Bavaria'nın Nisan'da çıkan turuncu konseptli ürünü. Kızcagızlar sorguda markayla hiç bir ilgileri olmadıgını defalarca anlatmak zorunda kalmışlar.Neticede serbest bırakılmışlar ama eğer gerçekten markayla alakaları yoksa ömürleri boyunca turuncu giymek istemezler herhalde. Bu arada turuncu renginin Hollandalıların favori rengi oldugunu unutmayalım.Amaaa biraz daha işin derinine inersek bakın neler var:)Herşey göründüğü kadar masum olmayabilir.

Gelelim sinsi pazarlamaya. Etkinliklerde ama özellikle spor etkinliklerinde yasal sponsor firmanın rakibi tarafından gerçekleştirilen pazarlama şeklidir.Çoğunlukla dikkat çekicidir. Birkaç örnekle daha iyi ifade edilebilir sanırım.1992 Barcelona Olimpiyat'larında Reebok maç sponsoruyken Nike basın toplantılarına sponsor oldu. Ayrıca Nike Air yüzü Michael Jordan altın madalyası takılırken Reebok logosunu çaktırmadan kapatmıştı.



Bir başka örnek de 2005 Wimbledon Turnuvasında yaşandı. Turnuvada resmi su sponsoru Buxton'ken etkinlik alanının hemen dışında 2004'de Maria Sharapova'nın sponsoru olan Palmolive-Colgate deodorant şişesi ambalajında su dağıttı.Gerçi bu şişeler kapıdaki görevliler tarafından içeriye alınmamış ama olsun. İlgi çektiği kesin.

Yani diyeceğim şudur; Dunya Kupası'nda yaşanan olayda aslında Bavaria'nın çok da masum oldugunu sanmıyorum ama adı üstünde sinsi pazarlama...Bu arada umarım kızlar bu sorgulamaya değecek kadar ücret almışlardır:)

Sevgiler,

29 Mayıs 2010 Cumartesi

McQueen'den daha yaratıcı bir İngiliz



Rahmetli Alexander McQueen'den sonra en yaratıcı ingilizi sizlere takdim etmek isterim; Karl Maddocks. 25 yaşındaki bu üniversite öğrencisi yeni bir sosyal paylaşım sitesi kurmuş. Skinbook. Hikayenin başı Mark Zuckerberg'inkiyle aynı gibi görünse de Skinbook'un yaratıcısı Adem ile Havva'dan beri çıplaklığın var olduğunu savunan sıkı bir nüdist. O yüzden sitesine de sadece çıplak fotograflı başvuruları kabul ediyor. Lütfen fesatlık edip sitenin erotik içerikli oldugunu düşünmeyin:)Zaten bu şekilde düşünüp üye olmak isteyenler yüzünden günlük başvuruların sadece %10 ununu kabul ediyorlar. Malum, çıplaklık ve pornografi arasında hassas bir çizgi var.Sitenin kalitesini koruyabilmek için epey ugraştıkları kesin. Çıplaklığı sadece rahatlık ve eğlence olaral gören ve bunu doğal karşılayan insanları buluşturmayı hedefliyorlar. Şu anda yaklaşık 9000 üyesi bulunan sitenin 800 kadar üyesi de temmuz ayında buluşacakmış.

Dediğim kadar var değil mi? En az McQueen kadar yaratıcı,hem de kimseyi giydirmeden:)

7 Mayıs 2008 Çarşamba

iPhone & Vodafone



Vodafone'un dun yaptigi aciklamaya gore, Vodafone Iphone'un 10 ulkedeki satis haklarini almis bulunuyor. Spiker edasiyla yazima girmis olsam da aslinda haberin ozu bu kadar kisa ve net:)Iphone ilk kez 2007 Ocak ayinda San Francisco'da tanitilmisti. Dunku aciklanan 10 ulke Avusturalya, Hindistan, Guney Afrika, Cek Cumhuriyeti, Misir, Yunanistan, Italya, Yeni Zelanda, Portekiz ve Turkiye.

Her ne kadar sadece Vodafone hatlarla kullanilacagi soylense de teknoloji meraklisi Turk insani coktan Iphone kullanmaya basladi. Her elektronik cihazin yazilimini kirdirmak ( ! ) konusunda uzmanlasmis bir ulke olarak, Iphone'u da Vodafone haricindeki GSM operatorleriyle kullananlar epey fazla.

Peki acaba iPhone kullanmak isteyenler gercekten bunu icin Vodafone hat alacaklar mi? Bunu ilerleyen gunlerde gorecegiz.

19 Mart 2008 Çarşamba

Football as it should be


Coca Cola'nin yeni Coke Zero'sunu duymayan kalmamistir herhalde. Her ne kadar Turkiye'deki tv reklamlarini sevmesem de internetteki oyun sitesine bayildim. Futbol konseptinden uzak olmama ragmen beni bile cezbetti. Dun bilgisayar basinda oyunu bitirebilmek icin epey kaldim:) Hatta bugun tekrar oynadim. Grafikler, kurgu ve oyun icergi de cok basarili olmus.


13 Mart 2008 Perşembe

Starbucks hikayesinin devami

Gecenlerde yazdigim Starbucks yazisini hatirlarsiniz. Amerika'daki Starbucks'larin hepsi ayni gun icinde 3 saat boyunca kapatilmisti. Kapatilmasinin nedeni ise musterilerin memnuniyetinin dususune bagli olarak baristalarina verecegi bir seminerdi.
Simdi gelelim bu olayin sonuclarina; Yapilan arastirmalara gore Starbucks'in kapilarina astigi yazi nedeniyle musterilerin cogunlugu kapanacagini biliyordu fakat yine ayni arastirmaya gore musterilerin buyuk bir kismin neden kapatilacagini bilmiyordu. Aslinda Starbucks'in bu barista toplantisini yapmasinin amaci musterisine " Size daha iyi hizmet verecegiz " mesajini iletmekti. Gelin gorun ki mesaji istedigi sekilde verememis.
Onceki yazimda bu durumdan faydalanmak isteyen rakipleri de yazmistim. Ozellikle Dunkin o gun icin kahvelerinin fiyatlarini indirmisti. Ama bu olay Starbucks'in kendisine cok yaramadigi gibi rakiplerine de pek faydali olamamis anlasilan. Cunku arastirmaya katilan 10 kisiden sadece 1'i o saatler icinde kahve icmek istemis.

Demek ki neymis; mesaji dogru veremediginiz surece mesajinizin bir onemi yokmus:)

Sevgiler,

27 Şubat 2008 Çarşamba

Starbucks kapaniyor


Starbucks mudavimleri panige kapilmasin lutfen:) Starbuckslarin kapandigi falan yok:) Sadece bugun yani 26 subat tarihinde Amerika'da bulunan 7100 tane Starbucks 17.00-21.00 saatleri arasinda baristalarina (kahve barmeni )verecegi egitim nedeniyle kapali olacak. Farkindaysaniz Amerika'daki tum Starbuckslar kapanacak. Bu da cirosal anlamda epey bir kayip anlamina geliyor. Sirket CEO su Howard Schultz, 3,5 saat surecek olan bu egitimin hem calisanlarini motive etmek hem de musteri memnuniyetini arttirmak amaciyla yapildigini soylemis. Bu noktada aklıma gelen sorular?




  • Starbucks neden butun noktalarini ayni anda kapatmayi tercih etti?



  • Ya da neden bunu kapali oldugu saatlerde yapmadi ( bunun nedeni calisanlarinin zamanını calmak istememesi olabilir)



  • Bu durumdan rakipler nasıl bir pay cıkartırlar? Buna hemen cevap verebilirim. Dunkin' Donuts bugun saat 13.00-22.00 arasında capuccino ve lattelerini 99 cent fiyatıyla satışa sunuyor.


  • Acaba bu egitim Starbucks'ın işine yarayacak mı? Baristaların daha şevkle ve lezzetli kahve hazırlamasını saglayacak mı? Ya da kalitenin dustugunu vurgulayan musteriler Starbucks'ın eski tadına kavusabilecekler mi?