Pages

21 Haziran 2010 Pazartesi

Gunun Şarkısı

Herkese iyi haftalar.Haftaya başlamak için güzel bir şarkı.

Mutlu olunuz:)

Train - Hey, Soul Sister from Matthew Stawski on Vimeo.

15 Haziran 2010 Salı

Sinsi Pazarlamacı Kızlar


Vuvuzelası ve golleriyle gündemimizi hayli meşgul eden dünya olayı Dünya Kupası hızla devam ediyor. Dürüst olmak gerekirse vuvuzela vızıltısı haberleri haricinde benim gündemimi pek meşgul etmiyor:)Fakat Dünya Kupası dahilinde başka bir haber dikkatimi çekti. Seyircilerden 36 kişi FİFA nın şikayeti üzerine Güney Afrika polisi tarafından sorguya çekilmiş. 36 kişinin hepsi de Hollandalı hatun kişi:) Kusura bakmayın böyle gülüyorum ama garip değil mi? Aslında geri kalanı daha da garip. Bu kızların suçları, Hollanda-Danimarka maçında hepsinin turuncu mini elbise giyerek tezahurat yapması. Küfür yok,hakaret yok. Sadece turuncu mini elbiseleri var. Efendim bu Fifa bu kızların "sinsi pazarlama"(ambush marketing) yaptıgını iddia ederek suç duyurusunda bulunmuş ve Guney Afrika sınırlarında da sinsi pazarlama yapmak yasadışıymış.Pazarladıkları iddia edilen şey ise ünlü Dutch birası Bavaria'nın Nisan'da çıkan turuncu konseptli ürünü. Kızcagızlar sorguda markayla hiç bir ilgileri olmadıgını defalarca anlatmak zorunda kalmışlar.Neticede serbest bırakılmışlar ama eğer gerçekten markayla alakaları yoksa ömürleri boyunca turuncu giymek istemezler herhalde. Bu arada turuncu renginin Hollandalıların favori rengi oldugunu unutmayalım.Amaaa biraz daha işin derinine inersek bakın neler var:)Herşey göründüğü kadar masum olmayabilir.

Gelelim sinsi pazarlamaya. Etkinliklerde ama özellikle spor etkinliklerinde yasal sponsor firmanın rakibi tarafından gerçekleştirilen pazarlama şeklidir.Çoğunlukla dikkat çekicidir. Birkaç örnekle daha iyi ifade edilebilir sanırım.1992 Barcelona Olimpiyat'larında Reebok maç sponsoruyken Nike basın toplantılarına sponsor oldu. Ayrıca Nike Air yüzü Michael Jordan altın madalyası takılırken Reebok logosunu çaktırmadan kapatmıştı.



Bir başka örnek de 2005 Wimbledon Turnuvasında yaşandı. Turnuvada resmi su sponsoru Buxton'ken etkinlik alanının hemen dışında 2004'de Maria Sharapova'nın sponsoru olan Palmolive-Colgate deodorant şişesi ambalajında su dağıttı.Gerçi bu şişeler kapıdaki görevliler tarafından içeriye alınmamış ama olsun. İlgi çektiği kesin.

Yani diyeceğim şudur; Dunya Kupası'nda yaşanan olayda aslında Bavaria'nın çok da masum oldugunu sanmıyorum ama adı üstünde sinsi pazarlama...Bu arada umarım kızlar bu sorgulamaya değecek kadar ücret almışlardır:)

Sevgiler,

Meksika Körfezi'nden Manzaralar

21 Nisan'da Deepwater Horizon petrol platformu patladığından beri petrol sızıntılarının çevreye ne kadar zarar verdiğini biliyoruz. Ayhan Demiral'ın sitesine eklediği fotografları görünce felaketin boyutunu bir kez daha anlıyorsunuz. Fotograflar için Ayhan Bey'e teşekkürler.





14 Haziran 2010 Pazartesi

Günün Şarkısı 3

My eyes grew heavy and my lips they could not speak
I tried to stand up but I could not find my feet

Veeee günün şarkısı ...

Dadının kafasını suya gömmek isteyen annenin hikayesi

Son bir kaç gündür internet aleminde dönen, dadıyla mavi yolculuk muhabbetinden bayıldım artık. Hurriyet gazetesi yazarlarından Sibel Arna son yazısında ailesi ve arkadaşlarıyla çıktığı mavi yolculuktan bahsetmiş. Bu sevgili yazarımızın 9 aylık bir bebişi var anladıgımız kadarıyla. Ve bu tekne yolculuguna bebeğinin dadısını da dahil etmiş. Ve dadı hakkında atıp tutmuş. Hatta dadılarla ilgili pek hoş olmayan genellemeler yapmış diyebiliriz. Hatta yazının sonunda bir dadının kafasını suya gömme fantezisinden bile bahsetmiş:) Ve millet şu anda bu yazıya ve bu yazara ateş püskürüyor. Dadıların da insan oldugunu, parayla tutulan köleler olmadıklarını twitter, ekşi sözlük gibi bir çok yerde okuyabiliriniz.

Evet yazı gerçekten kötü. Birincisi, yazı Türkiye'deki büyük ulusal gazetelerden birisinde yer alacak kalitede değil. Sanki kadın, günlüğüne yazmış. İkincisi, olay konu dadıdan memnuniyetsizlikse, girizgahda neden teknenin teknik özelliklerinden bahsedilmiş:)? Bize ne teknenin boyundan, yatak kapasitesinden ( bu arada kamera değil kamara denir onlara ). Ayrıca, bir dadının kafasını suya gömme isteğini bu kadar açıkça dile getiren birisinin çocuguna nasıl rol model olacagı düşündürücü. Son olarak, bu yazarın geçmiş yazılarına baktığımızda ondan daha fazla bir performans beklemek çok da doğru olmasa gerek. Bu son yazısı sayesinde okunurlugu mu arttı yoksa insanların öfkesini mi kazandı emin olamadım.

Yazıyı

12 Haziran 2010 Cumartesi

11 Haziran 2010 Cuma

Kahve İçen Karıncalar


Blogger'a eklenen yeni veya benim yeni sandıgım sayfa tasarımlarını kurcaladım biraz.Umarım yeni sayfa yapısını begenirsiniz. Gelelim bugunun yazısına...Geçenlerde yine web'de oradan oraya atlarken güzel bir tasarım sitesiyle karşılaştım. Geniş bir ürün yelpazesi olmasa da bir kaç tasarımına bayıldım. Ne tasarlıyorlarmış derseniz, fincan, tabak, yastık kılıfı, havlu, kolye gibi birbiriyle alakasız objeler:) Aslında bana ilginç gelen kısmı her ürünün el yapımı ve çevre dostu olması. Zaten web sitesinde her ürünün nasıl yapıldıgını açıklamışlar. En begendigim tasarım fotografta gördüğünüz karıncalar basmış fincan. Ama henüz bu fincan satışa çıkmamış. Bu fincanı almak istiyorsanız bekleme listesine adınızı yazdırmanız gerekiyor.

Ayrıca kartpostal niyetine kullanabileceginiz ilginç bir fincan daha var. Görün derim.
Evet gelelim bıdı bıdı anlatıp da adını bir türlü telaffuz etmediğim sitenin adresine.

http://www.baileydoesntbark.com/ Bailey tasarımcı kızımızın köpeği olup havlamadığı da külliyen yalandır:)

Sevgiler,