Yaşam Destek Ünitesi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Yaşam Destek Ünitesi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

04 Haziran 2008 Çarşamba

Aydinlanma


Garip bir ruya, aglayarak uyanilan bir sabah, gokyuzunde gunes, havada guzel bir serinlik...Putumayo albumlerinden birisi cd calara koyulur, en orta sekerlisinden guzel bir turk kahvesi hazirlanir ve bugune karsi, hayata karsi en saglam sekilde durulur. Bir aydinlanma sabahi olabilir mi acaba bu? Su cizgi filmlerdeki ampullerden bir kacinin kafamin uzerinde yandigini hisseder gibiyim. Aydinlanan nedir bilinmez ama bir isik huzmesi icinde yurur gibidir ruhunun kalan kismi. Diger kismi coktan baska yerlerde kalmistir. Ama artik nerede, kimlerle sohbet eder, nelere guler nelere aglar umursanmaz. Coktan ozgurlestirilmistir.

13 Şubat 2008 Çarşamba

Isinma Turu

Uzun zaman oldu biliyorum ama sanki uzun zaman olmamis gibi davranmak istiyorum. Tabii sakincasi yoksa:) Bazi arkadasliklar vardir. Uzun zaman gorusmezsiniz ama ilk gordugunuz anda kaldiginiz yerden devam edebilecek bir bag vardir aranizda...Iste bu da onun gibi olsun istedim. Itiraf edeyim; aslinda biraz da yazamayisimi ortbas etmek cabasi icindeyim. Bakin gectigimiz zaman icinde neler geldi basima:) Hem de bir isinma turu olur bu yazi bize.

  • Isten ayrildim
  • Memlekete dondum:)
  • Orgu ormeye basladim ( ama bitiremedim :) )
  • Tatile gittim
  • Sacimi kizil kahveye boyattim
  • Sacimi koyu kahveye boyattim
  • Sacimi bakir tonlarinda boyattim:) ( Hepsi 10 gun icinde oldu )
  • Sac derim dokuldu
  • Bel fitigi oldum
  • 3 gun yattim
  • Ciciturk'un dizi kanallarini ezberledim
  • Ise girdim
  • Nisantasina kavustum
  • Tasinmaya karar verdim
  • Indirimden sonuna kadar faydalandim
  • Hayatin surprizlerle dolu oldugunu yeniden anladim ve bu, kocaman bir gulumseme yerlestirdi yuzume:)

Karli bir Istanbul gununde ben, Aylin Tunali, sizlere Nisantasi'ndan yazdim:-p

Sevgiler

14 Ocak 2008 Pazartesi

Mutlu musunuz?

Bu yazı içinizi biraz sıkabilir. Bunu baştan söylüyorum ki mutsuz olursanız sorumlusu olmayı kabul etmiyorum.Gelelim şimdi yazıya.

Bugünlerde çevremde bir mutsuzluk salgını olduğunu hissediyorum, görüyorum hatta işitiyorum. İnsanların yüzlerinden, sözlerinden ve tavırlarından hayatlarından memnun olmadıklarını fark ediyorum. Ben genel olarak mutsuz ve melankolik bir insan değilim. Bu nedenle, kendi iç mutsuzluğumdan yola çıkarak yazmaya başlamadığımı belirtmek isterim. Bugün öğlene kadar konuştuğum 2 kişi de bana durup dururken mutsuz olduklarını söylediler. Haliyle ben de tamamen insani bir tepkiyle " Neden ? " dedim. Hem özel hem de iş hayatlarında mutsuz olduklarını söylediler. "çekip gitmek" istediklerini söylediler. Nedir bu insanlardaki çekip gitme arzusu? Acaba zor zamanlarda sorumsuzluk yapıp da kafalarını yorganın altına çekmek kolay mı geliyor?
Durup duruken bana mutsuzluklarını dile getiren iki kişiden sonra ben de sorabildigim insalara şunu sordum; "Mutlu musun?". Bakın aldığım bazı cevaplar;

Diyalog 1

-Mutlu musun?

-Sanırım mutluyum.

- Nasıl anlıyorsun mutlu oldugunu?

-Mutsuz günlerimi hatırlıyorum.

- Hmm mantıklı:)

Diyalog 2

-Mutlu musun?

-Süperim diyemem.

-Mutsuzluğundaki pay ne?

-Çok damardan giriyosun ama sen de...:)

-Yani özel hayat mı yoksa iş mi?

-Özel hayat...bu aralar kendimi çok yalnız hissediyorum

-Herkeste var bu aralar. ( Teselli etmek lazım:) )

İşte dereceli mutluluklar ya da mutsuzluklar...Kimisi çekip gitmek istiyor kimisi tecrübe ettiği mutsuzluklardan yola çıkarak mutlu oluyor. Benim kişisel yorumum da şu şekilde; İnsanların aslında hayatları iki kanaldan oluşuyor. İkili özel ilişkileri ( sevgili, eş, flört ) ve iş hayatları. Bunlardan bir tanesinde işler yolunda gidiyorsa mutlu hissedebiliyor insan. Bunlardan ikisinde de sorunlar yaşıyorsa mutsuzluğun içine düşüyorsunuz. Ama ikisi de iyi gidiyorsa harikasınız ve aradaki kucuk tatsızlıkları da mutsuzluk olarak görmüyorsunuz bile:)

Şimdi ben mutsuzlar için bir kaç şey söylemek istiyorum.

  1. Hayatımızda bizi mutsuz eden durumların dışında farklı mutluluklar bulmaya çalışmak zorundayız. Özellikle kesip atamadığımız veya değiştiremediğimiz durumlarda bunu yapmalıyız. Bazen görmezden gelmek bile mutsuzlugu azaltabiliyor. Ama bunu söylerken problemleri yoksayın demek istemiyorum. Bu, sadece değiştirmeye gücünüzün yetmediği konularda geçerli.( trafik gibi:) )
  2. Hiç kimse doğduğu andan itibaren mutsuz değildir. Eskiden sizi mutlu eden şeyleri hatırlayın ve şimdi hayatınızda olup olmadığına bakın. Belki bıraktıgınız eski bir hobi,uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaş ya da tadını unuttuğunuz bir yemek... ( Çok mu iyimser oldum ne :) ) Ama bir zamanlar bizi mutlu etmeyi başardılarsa ve bizde de çok buyuk degisiklikler olmadıysa neden bize yine mutlu edemesinler ki?
  3. İnsanlara sorun. "Mutlu musun ?" diyin. Çünkü başkalarının mutsuzluklarını ya da mutluluklarını ve nedenlerini dinlerken kendi içinizde farklı bakış açıları yakalabiliyorsunuz. En kötü ihtimalle kader ortağı buldugunuz için bir nebze de olsa kendinizi yalnız hissetmekten kurtulursunuz:)

Görüşmek üzere;)

10 Ocak 2008 Perşembe

Labirentime geri dönüyorum

Hayat seçimlerden oluşan bir labirent gibi. Farklı çıkışları olan hatta çıkmazları olan bir labirent...Seçtiğin yola göre yeni seçeneklerle karşına çıkan, bazen çıkmazlara girip geri adım atmak zorunda olduğun, yukarıdan bakınca karmaşasını çözebildiğin ama içine girdiginde dar bir yoldan başka bir şey görmedigin seçenekli yollar güruhu da diyebiliriz.

  • Şu anda labirentin neresindeyim?
  • Hangi yollardan geçtim?
  • Hangi seçenekleri eledim ve hangilerini seçtim?
  • Seçmeseydim ne olurdu?
  • Sona ne yaklaştım?
  • Hangi çıkışı kullanacağım sonunda?

Herkesin kendi labirenti için sorabileceği sorular bunlar. Bu sorulardan en çok "Seçmeseydim ne olurdu?" sorusuna takılıyorum. Ya seçimlerim farklı olsaydı, hayatın neresinde olurdum şimdi? Kim bilir hangi ruh hallerinde hangi etkenler sayesinde yaptık bu seçimleri geçmişte?

Bir film düşünün seçimlerinize göre farklılaşacak olan hayatlarınızı anlatıyor. Oynayan sizsiniz ama yardımcı oyuncular, sahneler, replikler ve kostümler değişiyor. Filmin sonunda beğendiğinizi seçiyorsunuz ve oynamaya başlıyorsunuz.

Sevmedim ben bunu cıkkk. Çok sıkıcı. Hayatı karşıma çıkardıklarıyla seviyorum. Zorlanmayı, çıkmazlara girmeyi, seçmek zorunda kalmayı seviyorum. Ben labirentime geri dönüyorum:)