İlkler etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
İlkler etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

13 Aralık 2007 Perşembe

Hayatimda yeni bir tat: Perkusyon


Bugun yine " Ilkler" basliginda bir yazi yazacagim. Perkusyonla ilk karsilasma...Son bir kac yildir perkusyonla ilgilenmek istiyordum. Nedir, nerden gelmistir, nasil yapilir bu perkusyon denen sey? Inanin hic bir fikrim yoktu. Aslinda perkusyonun bir grup insanin tumba gibi calgilara vurarak ve ellerindeki tahtadan yapilmis elma sekerine benzeyen aletleri sallayarak yaptiklari muzik olarak biliyordum. Ama her zamanki gibi, hic bir sey gorundugu kadar basit degilmis:)

Isin ozu, bu kisa hayatin gereksiz yogun temposunda yeni bir tat olmasini umit ederek bir perkusyon atolyesine yazildim. Ve bakin tek bir derste perkusyonla ilgili neler ogrendim.

Bir konuyla ilgilenmeye basladigim zaman cikis noktasini ve kisa tarihini arastirmayi cok severim. O yuzden biraz bu kismindan bahsetmek istiyorum. Perkusyon kelimesinin koku ( noktali -o ve -u olacak:) evdeki bilgisayarim ucuz olsun mantigiyla yurtdisindan alinmis ingilizce klavyeli bir notebook da... :) ) latincedeki 'percussio' yani vurma kelimesinden geliyormus. Aslinda muzik terimi oldugu kadar tip literaturunde de bir muayene yontemiymis. Yine konudan uzaklastim sanirim. Afrika kokenli olan bu muzik, goclerle birlikte taaa Kuba ve Karayiplere kadar gidiyor. Aslinda afrikalilar agactan yaptiklari bu enstrumanlari tasiyamadiklari icin gittikleri yerlerde tekrar yapiyorlar. Kuba nin meshur latin muziginin kokeni de buradan geliyor.

Bu, hic de kisa olmayan tarihi bilgiden sonra dersimin nasil gectigini anlatmak istiyorum. Ilk vurusumun adi 'open' di. Eminim herkes can sikintisindan ya da birseyi beklerken onundeki masa, sira gibi zeminlere elleriyle vurmustur. Iste bu vurus o kadar basit ama gelin gorun ki sizi izleyen bir egitmen olunca ve onunuzdeki sira degil de tumba olunca biraz zorlandigimi itiraf ediyorum:) Sonraki iki vurusun adi heel ve tip'ti. Dersin son dakikalarinda bu 3 vurusu kullanarak ne kadar guzel bir muzigin olustugunu fark ettim. Ruhu harekete geciren ve vucudu eslik etmekten alikoyamayan bir ritim...


Ders sonunda kendi kendime soylediklerim;



  • Aaa ben de yapabilirmisim!

  • Ben bu isi iki derste cozerim:)

  • Acaba bir gun ben de bir topluluk karsisinda calabilecek miyim? ( Neden olmasin? Bu gazla olur mu? Olur :) )

  • Kapi gicirtisinda bile hareketlenebilecek bir insanmisim.

Ve o vurucu son cumle,



  • Kendine gel Aylin! Bu daha ilk dersin:)

Iste perkusyonla tanismam boyle oldu. Deneyin derim. Cok egleneceginize eminim.Ilginenirseniz asagidaki adresleri ziyaret etmenizde fayda var.


http://www.drumclub.net/


http://www.engingurkey.com/giris.html


http://www.ritmpark.com/


Hepinize bol ritimli gunler dilerim:)





12 Aralık 2007 Çarşamba

Merhaba

Başlangıçlar her zaman zor ve heyecanlı olur. Ilk satırlarımı, ilk başlığımı nasıl yazsam diye düşünürken, aslında orjinal olmaya çalişmak yerine içten olmanın daha iyi olacağına karar verdim. Ve " Merhaba" demek istedim, kelimenin en sıradan ama içten haliyle.
Aslinda geçtiğimiz cumartesiye dönmek istiyorum. Çünkü blog yazma fikri o gun belirdi kafamda. Hani şu son zamanların modası olan kablosuz internet bağlantılı cafelerden birisinde, ben de laptopımı açmış internette geziniyordum. Sık sık takip ettiğim www.marketingma.com sayfasına bakarken başka bir sayfayla tanıştım, www.zeynepinyeri.com . Harika çekilmiş fotoğraflar, gezi yazıları ve küçük notlar...İşte " benim de böyle bir alanım olmalı" dediğim andır:)
Sonra uzun süre ne üzerine yazmalıyım diye düşündüm. Ama nedense tek konuyla sınırlı kalamadım. ( Bu durum, çok yönlülüğümden değil, kararsızlığımdan kaynaklanıyor:) ) Ama en sonunda karar verdim; aslında ben sadece yazmak istiyorum. Buyrun bakalım:)