21 Şubat 2008 Perşembe

Aragaz degil Ipragaz:)

Ipragaz'in son reklami takdire deger olmus. Zaten herkes begenisini dile getiriyor. E ben de "benim neyim eksik? ben de yazayim" dedim:))

Urunun ozelliklerini eglenceli bir sekilde anlatmak urun ne kadar ilginizi cekmese de aklinizda yer etmesine neden oluyor. Bakin bu basariya kimler imza atmis;

Reklam Ajansi: Tayfa Reklam

Yaratici Grup : Kagan Kucuk, Oktay Can, iliz Alp

Produksiyon Sirketi : PTT

Yapimci : Tunay Vural, Asu Sipsak

Yonetmen : Ozak Aciktan

Tebrikler:)

Not: Bu arada reklamin sonundaki kamyonetin uzerindeki yaziya dikkat:))

20 Şubat 2008 Çarşamba

Bir kac fotograf; Tayfun'dan

Sevgili arkadasim Tayfun'un cektigi fotograflar. Hem Tayfun'a hem de ona modellik yapan Ceyda ve Yunus'a tesekkurler:)














Bezelye Uzerine Bir Geyik:)


Eve gelip 2 saat televizyon karsisinda yayildiktan sonra tam uyku bastirmisken niye bezelye yapmaya karar verdim bilmiyorum:) Saat 23.30 ve ben buzluktan cikardigim kiymayi, kalan buzlarinin da cozulmesi icin mikrodalga firina koydum. Her daim cok pratik buldugum icin konserve bezelyeme dogru uzandim.. Insanlar genel olarak gorerek almayi tercih ederler. Bu yuzden cam kavanozlardaki urunler daha cekicidir. En azindan bana oyle geliyor:)


Gelin gorun ki her zaman satin aldigim cam kavanozlari acarken sorun yasarim. Hele evde yalnizsam, tek basima dakikalarca cebellesirim kavanozla. Dun gece de aynisi oldu. Kavanozu ne kadar acmaya calissam da acamadim. Biliyorum, hava sıkışıyor. Havayi cikartmak icin bildigim ve sonradan sorarak ogrendigim bazi taktiklerim yok degil:) En tehlikelisi kapakla camin arasina bicak sokup havayi almaya calismak. Ilk basvurdugum yontem genelde bu oluyor. Tehlikeyi severim:))

Ikinci yontem ve sanirim en az ise yarayan kavanozun kapagina bicagin tersiyle bir kac darbe indirmek. Bu, en kolayi ama dedim ya nadiren ise yariyor.

Sonuncu taktigim ise Splinter ustadan ogrendigim sicak su teknigi. Sicak suyun altina kavanozu koyup 1-2 dakika bekletmek...

Ama bazen gercekten hicbiri ise yaramiyor. Gece yarisina dogru kavanoz actirabilecegim samimiyette bir komsum olmadigi icin buzlari eriyen kiymam, tenceredeki kavrulmaya baslamis soganla birbirimize bakiyoruz. Kavanozdaki bezelye taneleri "pisir beni " diye bagirirken kavanozun uzerindeki etikete takildi gozum. Acaba....Evet, acaba yillarin markasi TAT, benim gibi yalniz yasayip ince kollari olan ve gece yarisi bezelye pisirmeyi sevenleri dusunmus olabilir miydi?:)) Kavanozu acabilmek icin belki bilmedigimiz, daha kolay bir yontem tarifi mesela...


Saka yapmiyorum. Etikette gozlerim boyle bir yazi aradi. Ama maalesef. Dunya guclulerin dunyasi diye bosuna dememisler. Burdan urun gelistirme departmanina sesleniyorum: En azindan kavanozu acamayip sinirlenenleri sakinlestirme hatti olabilirdi.


- Buyrun Kavanozu acamayip sinirlenenleri sakinlestirme hatti. Nasil yardimci olabilirim?


- Ne demek nasil yardimci olabilirim? Nasil yardimci olacagini bilmiyorsan orada ne isin var? ( Malum arayan kisi sinirli:) Kavanozu acarken bitap dusmus)


-Efendim lutfen sakin olun. Simdi yerinize oturun. Kavanozdan uzaklasin. Derin derin nefes alin.....


.........

......

.....

...

..


Bu geyik daha cok uzar:)


Sevgiler,


Not: Bu arada sonunda sicak su yontemi ise yaradi. Evde bir tencere mis gibi kiymali bezelyem var. Splinter ustama saygilar:)

18 Şubat 2008 Pazartesi

Karlı bir pazar gunu ve !f Istanbul 2008


Cuma gununden beri suren kar yagisinin pazar gunu artacagini soylemislerdi ama ne yalan soyliyeyim meteorolojiye pek guvenmedigim icin bu kadar cok yagacagini dusunmemistim. Zaten pazar ogleden sonra evden ciktigimda da siddetli bir kar yagisi yoktu. Daha gecen haftadan pazar gunu icin verilmis sinema sozumu tutmak uzere Taksim dolmusuna bindim. Gectigimiz hafta sevgililer gununde baslayan !f Istanbul AFM Uluslararasi Bagimsiz Filmler Festivali'nin bu sene 7. si duzenleniyor. Cok fazla sinemaya gitmesem de !f ilgimi ceken bir festivaldir. Ogrencilik yillarimda da festival filmlerine gitmeye calisirdim. Saolsun Volkan gecen hafta pazar gunu icin bilet aldigini soyledi. Yani o yuzdendir karli bir pazar gunu sicak evimden cikisim. !f ' in ve dostlugun hatirina:)

Bu arada belirtmeden edemeyecegim; belediye karla ilgili ne calismasi yapmis anlayamadim. En islek guzergahlardan birisi olan Sishane yokusunda butun araclar yolda kaliyordu. Kar yagisi, keskin ruzgar ve sifirin altinda soguk olmasina ragmen bembeyaz Istiklal Caddesi cok guzel gorunuyordu.

Fitas'a geldigimizde beni sasirtan bir kabalik vardi. Sasirdim cunku kar gercekten yogunlasmisti. Insanlarin boyle bir havada festival filmlerine boyle ilgi gostermesi cok mutlu edici bence. Gittigimiz film Six Feet Under'in senaristinin yazdigi " Lars and the Real Girl" idi. Annesinin dogum esnasinda olmesiyle hayata kotu bir baslangic yapan Lars'in yalnizligina ve cevresinin kiz arkadas edinmesi konusundaki israrlarina buldugu cozumun adi Bianca'dir. Bianca, Lars'in ve cevresinin hayatina ansizin girer ve kendisini kabul ettirir. Tek sorun Bianca'nin canli bir insan degil de insan boyutlarinda yapay bir kadin olmasidir:) ( fragmanlarda konusan adama benzedim :))

Basrol oyuncusu Ryan Gosling'in En iyi Erkek Oyuncu dalinda 2008 Altin Kure Odullerine aday oldugu bu enteresan filmi izlemenizi tavsiye ederim. Bundan sonra 19,24 Subat ve 1 Mart'ta olmak uzere 3 gosterimi daha olacak.
Beyaz Istanbul'un tadini cikartabilmeniz dilegiyle...